[형, 주형, 덩어리, 외형,]
Kalıp.
Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya ya- rayan araç: Kurabiye kalıbı.
Genellikle küp biçiminde bir kalıba dökülerek yapılmış olan: İki kalıp sabun.
Biçki modeli, patron
[쇳물을 주형에 붓다]kalıba dökmek, dökmecilikte erimiş madeni kalıbın içine akıtmak.
[이익과 목적을 위해 변신을 잘하다]kalıbtan kalıba girmek, çıkar sağlamak ve amacma ulaşmak için her duruma uymak.
위 내용에 대한 저작권 및 법적 책임은 자료 제공사 또는 글쓴이에 있으며 Kakao의 입장과 다를 수 있습니다.